E-Ticaret Platformlarında Ayıplı Mal Sorumluluğu İçin Yeni Dönem Başlıyor

Anayasa Mahkemesi’nin e-ticaret platformlarını ayıplı mal sorumluluğundan muaf tutan bazı hükümleri iptal etmesiyle birlikte pazaryerleri, satıcılar ve tüketiciler için yeni bir dönem başlıyor. Kararın Mart 2027’de yürürlüğe girmesi beklenirken, Ticaret Bakanlığı sektör temsilcileriyle yeni model üzerinde çalışıyor.

Anayasa Mahkemesi’nin e-ticaret platformlarının ayıplı mal sorumluluğuna ilişkin bazı hükümleri iptal etmesi, internet alışverişlerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte pazaryerlerinin, platformlarında satılan ürün ve hizmetlere ilişkin sorumluluk çerçevesinin yeniden belirlenmesi bekleniyor.

AYM, elektronik ticaret yoluyla satın alınan ayıplı mala ilişkin bir dava kapsamında, aracı hizmet sağlayıcıları bazı tüketici hakları ve tazminat sorumluluklarından muaf tutan düzenlemeleri iptal etti. Kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından 9 ay sonra yürürlüğe girmesi öngörülüyor.

Mevcut yapıda e-ticaret platformları, platform üzerinde satış yapan satıcıların sunduğu ürün veya hizmetlerden doğan ayıplı mal sorumluluğu açısından sınırlı bir pozisyonda bulunuyordu. Yeni süreçte ise tüketicinin korunması, platform sorumluluğu ve satıcı yükümlülükleri yeniden tartışılacak.

Ticaret Bakanlığı’nın karar sonrası e-ticaret platformu temsilcileriyle görüşmeler yaptığı ve yeni düzenleme için çalışma başlattığı belirtiliyor. Bakanlığın hedefi, tüketici güvenini artırırken sektörün büyüme hızını olumsuz etkilemeyecek, adil ve sürdürülebilir bir model oluşturmak.

Karar tüketiciler açısından daha güçlü bir güven zemini oluşturabilir. İnternet üzerinden alışveriş yapan kullanıcılar, ayıplı ürün veya hizmetlerle karşılaştığında yalnızca satıcıyla değil, alışverişin gerçekleştiği platformla ilgili de daha net haklara sahip olmayı bekleyebilir.

Ancak sektör tarafında bazı endişeler bulunuyor. Pazaryerlerinin dolandırıcılığı önlemek ve yeni sorumluluklarını yönetebilmek için satıcılardan ek güvence, teminat veya belge talep etmesi gündeme gelebilir. Bu durum özellikle küçük ve orta ölçekli satıcılar için ek maliyet anlamına gelebilir.

Türkiye’de e-ticaret yapan işletmelerin önemli bir bölümünün şahıs işletmesi olduğu düşünüldüğünde, yeni kuralların küçük satıcıları zorlamadan kurgulanması kritik önem taşıyor. Aksi halde satıcıların birden fazla platformda satış yapması zorlaşabilir ve pazaryeri rekabeti büyük platformlar lehine yoğunlaşabilir.

Bu gelişme, e-ticaret ekosistemi için yalnızca hukuki bir düzenleme başlığı değil, aynı zamanda güven, rekabet ve sürdürülebilir büyüme meselesi olarak öne çıkıyor. Önümüzdeki süreçte pazaryerlerinin satıcı denetimi, ürün doğrulama, şikayet yönetimi, iade süreçleri ve tüketici iletişimi konularında daha güçlü mekanizmalar kurması beklenebilir.